Fotoğraf Hobisine Ara Vermiş Herkesin Tecrübe Ettiği Konular


Fotoğraf hobisine ara vermiş her fotoğrafçının tecrübe ettiği/edeceği 10 durum

Fotoğraf sanatıyla uğraşmanın belli aşamaları ve tecrübe kazanmanın önemli basamakları olduğundan hep bahsediyoruz. Bu aşamalar aslında kişiden kişiye göre değişmiyor, fotoğrafçı olabilmek için tecrübe edilen evreler çok farklı değil fakat en fazla sıralamaları değişiyor olabilir. Ancak bazen hobilerimizden geri düşüyoruz. Bunun sebebi önemli değil ancak bloke olduğumuz anlar olabiliyor. Gelin, mesleğe ya da hobisine ara veren her fotoğrafçının zaman içinde tecrübe ettiği aşamaları teker teker gözden geçirelim. Bu durumlara ekleyeceğiniz bir şey varsa sizin de yorumlarınızı duymaktan keyif alırız.


Auto Mod' da (AF) nedir Allah aşkına?

Kameranızı yeni aldıktan sonra evin bir köşesinde bir tuğla gibi aylarca dokunmadan sakladıktan sonra elinize alıp, AF mod kullanarak kendinizin ya da kedinizin 10-12 kadar pozunu çekmeye başladığınız da, kendi kendinize neden AF modu kullandığınızı sormanız yaşayacağınız ilk tecrübelerden biri olabilir. Binlerce fotoğraf algoritması öğrenmeye çalıştıktan sonra bu davranışın biraz garip olsa da kameraya soğuyan fotoğrafçıların ilk yaptıkları şeydir.


Aparatlar, ne kadar da çoklar!

Bir zamanlar kamera dendiğinde yüreği hızla çarpan fotoğrafçılık tutkunları, bir süre işe biraz soğuduktan sonra tekrar ellerine makinelerini aldıklarında bir şok yaşayabiliyorlar. Kamera çantasını açtıklarında o zamana kadar aldıkları tüm aparatları görmek biraz soğuk su etkisi yaratabiliyor. Tüm bu zaman içinde ne kadar gereksiz malzemeye para yatırılmış olduğunuzu görmek öyle kolay kolay kanıksanacak bir durum değil elbette. Hiç dokunmadığınız hatta ne zaman ve ne amaçla aldığınızı hatırlamadığınız aparatlar sizi biraz hüsrana uğratabiliyor.


Her şey ne kadar da güzel görünüyor

Kameranızdan bir süre uzaklaştığınız da çevrenizde olan biten her şey bir fotoğraf karesi gibi zihninizde canlanabiliyor. Ne kadar çok enstantane kaçırdığınız görüp "keşke" diye mutlaka hayıflanıyorsunuz. Daha fazla manzara, daha fazla sokak, daha çok portre çekmek isteği birden yüreğinizi ısıtıyor. Koşarak kameranızı evden alarak sokağa fırlamak istiyorsunuz. Ancak kameranızı tozlu raflardan alıp çekimlere hazırlanana kadar pek çok fırsatı nasıl kaçırmış olduğunuzu düşünüp üzülüyorsunuz.


Neleri unutmuş olabilirsiniz?

Hala AF modunda odanın ortasında ne yapsam diye düşünürken fotoğrafçılık bilginizi sınamaya başlıyorsunuz. Apertür, ISO, beyaz dengesi, odak noktası ile objektifin optik merkezi arasındaki mesafe fokal uzunluk muydu diye bir süre yerinizden kıpırdamadan düşüyorsunuz. Makineyi yerine koyup dergilere, kitaplara ve web sitelerine gömülüyorsunuz.


Ben en iyi fotoğrafçıyım

Evet, kameranızı elinize tekrar aldığınızda bu duygu ruhunuzu ısıtıyor. Bu yüzden kamera hafızasında kalmış ya da PC'nize aktarmış olduğunuz çalışmalarınıza hemen geri dönüyorsunuz. Bazı çalışmalarınızın sizin tarafınızdan çekilmiş olduğuna inanamıyor ve "Vay be…" moduna geçiyorsunuz. Tekrar eski siz olmak için can atıyorsunuz ama eski çalışma albümlerinize bakmak daha hoş gelebiliyor.


Dünyanın en kötü fotoğrafçısıyım

Bu da mümkün, resimlerinize bakarak ne kadar çok yanlışınız olduğunu görmek de siz de bazı depresyonlara yol açabiliyor. Bunları nasıl çekmiş olabileceğinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Oysa çektiğiniz zaman son derece etkili olduğunu düşünmüştünüz değil mi? Ancak bu zaman zarfı içinde biraz bakış açınız evrilmiş olmalı. Bu kötü bir şey değil aslında ama bir süre canınızı sıkabiliyor. Bu sayede fotoğrafçılığın hiç de kolay olmadığına tekrar kanaat getiriyorsunuz.


Işığı anlamak

Eski çalışmalarınızda fark edeceğiniz başka bir şey de ışık kullanımınızın ne kadar iyi olup olmadığı. Bir süre ara verdiğiniz hobinizin geçmişteki ürünleri sizi bu konuda hemen aydınlatabiliyor. Aslında bu bekleme süresinin gerçekten faydalı olduğunun da bir kanıtı gibi geliyor. Gerçekten de öyle. Bu durum kameranızla aslında uzaklaşmadığınızı, birbirinize biraz zaman verdiğinizi ve artık ilişkinize devam edebilme olgunluğuna geldiğinizi işaret ediyormuş geliyor.


Başka fotoğrafçılar tanımak

Hobinizden ne kadar geri kalırsanız kalın, aklınızın bir köşesinde onun hep var olduğunu fotoğraf dergileri karıştırırken ya da internette başka fotoğrafçıların işlerine bakarken fark ediyorsunuz. Dünyada işlerine hayran kaldığınız ne kadar çok "üstat" ve "deneysel çalışan" fotoğrafçı olduğunu yine anlıyor ve kameranızı özlüyorsunuz.


Birden aklınıza egzotik yerler geliyor

Şu anda Küba'da falan olsanız fotoğrafın alasını çekerdiniz. Hobinizden uzak kalmanızın nedeni büyük olasılıkla mekan değiştiremiyor olmanızdan kaynaklı demek ki. Bu yüzden hep farklı ve görmediğiniz yerleri hayal ediyorsunuz.